Kullandigin seslerin yavas yavas kendince buldugun kelimelere donusmesi, bu kelimelerin anlamini cozmek.. Yep yeni bir iletisim donemine giriyoruz seninle. Anne, baba, dede, anane, haya (hala), ayya (Allah) .. Bunlar bir kac aydir soyledigin bilindik kelimeler.. Simdi artik sadece bunlari soylemek degil, ne istedigini anlatmaya calisiyorsun ve henuz cok slk rastlamasamda bilerek cagiriyosun bizi..

 

- Emmi aa = emzigi al. (bunu soylerken emzigi agzindan cikartip bizim agzimiza tikmaya calisiyosun)
- A, a, a = al ve ver yerine geciyor
- Ottuu = Otur (Sueya komut olarak kullaniyorsun ama Sue dinliyor diyemeyecegim ne yazikki :D )

Boyle siralayarak basladim ama henuz cozebildigim kelimelerin bunlar.. Bunun yaninda durup durup abaaa diyosun ama inan onun anlamini henuz cozemedim. Abla desem, o kelimeyi hic kullanmiyoruz, etrafinda abla diyebilecegin kimse yok ve bende kimseye abla demiyorum, sukur hala herkes teyze amca gozumde :p 
Daha baska kendince bisiler diyosun ama onlari kelime haline bile getiremedim daha.. Google icin reklam bebegi olabilirsin ama, kac aydir dilinde gugil gugil .. Cok seviyorum bunu yapisini bu arada..
Senin niye hala konusamadigini cozdum. Bu donemlerde bebekler buyukleri taklit edermis ya, ben tum gun sen ne dersen onu diyorum :D anlayacagin turkceyi kendin bulup yeniden icat etmen gerekecek :)

Bir sure once bir haftasonunu Brukselde gecirmistik. Brukseli gezmedik ama uzun zamandir gorusmedigimiz arkadaslarla cok hos vakit gecirmistik dogrusu..  Sen hazir minikken daha, anlasma yaptik Suleymanla, ona amca diyeceksin.. Taklit arasi ogretmeye caliscam soz..
 

Oyuncaklarin ve oyunlarindan anlatirken bugunlerdeki oyununu anlatmayi unutmusum.. Oyunumuzun adi A-a-a.. Buldugun ne varsa bize getirip A-a diyosun. Biz alana kadar israrla A-a demeye devam ediyorsun. Aradada o minnacik isaret ve basparmaginla birsey tutmus gibi gelip bize vermeye calisiyorsun. Elime birakip, elimde birsey olmadigini gorunce tekrar gidip getirecek birseyler bakiyosun :) Ver  icinde A-a yi kullaniyorsun simdilik..

Senin icin birseyler orme cabam devam ediyor. Gunlerim biraz daha yogun geciyor bu gunlerde o yuzden tempo dusuk. 3 tane bere ordum. Aynindan Itir teyzede Melise ormustu.. Bu resmini cektigim biraz buyuk oldu sana, hatta esarp havasi verdigi icin cok cirkin bile durdu ama diger ikisini becerebildim sanirim, sana cok yakisti.. Ayni seyi yine sana ordugum atki icin diyemeyecegim cunku o kadar genis ve buyuk olduki ancak sen 3,4 yasina gelince kullanabileceksin :)
Kurban bayraminda kahvaltiya buyuk ananelerdeydik. Dayilar, kuzenler, annemler babamlar hep birlikte keyifli bir gunun ardindan aksam Ayhanla birlikte cikmamiz gerektigi icin seni yengemlere biraktik. Aradan yarim saat gecmeden yengem aradi " yasemin, sakin telasa kapilma ama sanirim gelmeniz gerekiyor, Nilin agzindan kaka geliyor' ..

Nasil yani agzindan kaka geliyor, bu nasil olabilirki.. Ayhanla ikimiz sok icinde yoldan geri donduk. Komple trafigi alt ust edip 5 dk icinde solugu yengemlerde aldik. Boyle acil durumlarda hep bir sakinlik ve hakimiyet kaplar beni. Ne yapmam gerektigini gayet iyi bilir, panik yaratmadan ve etrafimida sakinlestirmeyi basararak acil durumlari gayet rahat atlatabilen ben, yine ekstrem sakindim ama ayrica beynimde durmustu. Yani ne yapmaliydikki simdi, seni acilemi goturmeliydik direk yoksa once doktorumu aramaliydik.. Bilemedim iste, Ayhan trafigin arasindan suzulmekle mesgulken ben dayimi aradim ne yapmaliyim diye.. Tabiki acile goturun hemendi tepkisi.

Geldigimizde yengem panik icinde acti kapiyi.. Seni yataginda gordugumde yuzundeki korku daha cok bizim panigimizden kaynaklanmis gibiydi. Agzin, yuzun, parmaklarin, yatak, uyku tulumu komple kakaydi.. uyku tulumundan cikarip battaniyeye sardik seni ve arabaya bindirmek uzereyken yengem, tulumuda alalim yoksa inanmazlar bize dedi .. Tekrar yatagina donup tulumunu alacakken gozume carsaflarin arasindaki kagita takildi. Inceleyince ne oldugunu, seker kagidi oldugunu tahmin ettim.. Emin olmak icinse kakanin tadina baktim ve:
"Sekeeeeeeeeeeeeeeeeeeeer Sekeeeeeeeeer" diye bagiriyorum ama nasil sevincliyim : ))

Sen hinzir sey, yatagina birakmadan once seni altini degistirirken cok mizmizlandigindan oyalanman icin karamelsekerlerden tutusturmustuk eline incele diye.. Sonra unuttum tabi o sekeri ben, avuclarinin icine saklamis olmalisinki gormedim birsey..
Zararli diye hep senden uzak tuttugumuz sekerin tadini bir guzel cikarmissin kagidiyla birlikte kemire kemire. O seker erimis, her yerine bulasmis ve sanirim seker bittigi icin biraz mizirdanmaya baslayinca sen yengem sana bakmaya gelmis ve hafif karanlikta seni o halde gorunce kakaya benzetmis :))

Hep demiyormuyum ben sana cikolata, seker kaka diye hIII..
Ayhanla gecirdigimiz o dakikalar cok kotuydu, seni kaybetme endisesi, o denli rahatsiz olabilme olasiligi bizi cok etkiledi. Neyseki sen hayatinin en tatli dakikalarini yasadin muhtemelen :)
Bu arada daha sonra ogrendik, agizdan kaka gelmesinin mumkun olmadigini..



 Ailedeki en kucuk kuzenler, Lisa ve Julia:

Ayhana soz vermistim mor terliklerini cekmeyecegima dair, cekmedim ve kimsenin haberi yok. Yok dimi ?
Baba kucaginda dunya umrunda olmadan uyumak bu olsa gerek..

Her daim mutlu, civil civil, herkesi seven, sana kollarini acmis kimseyi geri cevirmemen, (buyuk dede disinda, biyiklarindanmidir bilinmez cogu zaman ondan korkuyosun), kalbini dinlemek isteyen hemsirelerin bile kollarina gitmek istemen beni cok mutlu ediyor. Benim hosuma gitmeyen insanlarin kucagina bile gitmenden sikayetci degilim, masumiyetinle ders veriyorsun bana kalpli popolu civcivim benim..

Melis ablandan sonra sende basladin ev ahalisine kitap okumaya.. En sadik dinleyicin tabiki Sue :)
Sue artik o kadar alistiki sana, kucagina sirtustu yatip onu sevmen icin bekliyor, ugrasiyor.. Sen kafasinda, karninda poposunda hop hop ziplarken o hic orali olmuyor.  Bebekli evde kopek beslerken sadece bebekler degil kopekleride korumayi ihmal etmemeli ..
Sokakta gordugun herkese sevinc cigliklari icinde el sallaman, apartmanmerdivenlerinde komsunun sesini duydugunda onu gormeden kapiya dogru el sallamana hayranim dogrusu..
Nihayet oyuncaklara azda olsa ilgi gostermeye basladin. Evde ilgini cekebilecek olan guvenli esya arayisinda hayalgucum bitmek uzereydi. Son bulusum henuz acilmamis kirmizitozbiberlikti.Televizyonda gitmek uzere sayende, tv ekranina vurmaman gerektigini bilip, sirf tepkimizi almak icin yanina gidip suratimiza bakarak vurup kacmakta en sevdigin oyunlardan biri ne yazikki..  Gecenlerde Cocuk burosunun bize verdigi kitapciklardan birinde yazdigina gore, bebekleri ikaz etmenin en efektif yolu bebegin yasina gore mesafeden uyarmakmis. Yani bir yasindaki bebege 1 metreye kadar yaklasip uyarmak gerekiyormus, 2 yasindakilere 2 metre vs vs. Sanirim dedikleri dogru cunku hayir yapma kelimelerini bilmene ragmen ayaga kalkip yanina gelmeden sen dinlemiyorsun.. Neyse oyuncaklarindan bahsediyorduk.. En sevdigin oyuncagin yeni "düt dütün". Seninle konusurken bebek dili yerine normal turkce kelimeler kullanmaya calisiyorum cogunlukla, iste atta yerine gezmeye gidiyoruz gibi ama sanirim bebek dilide bosuna degil cunku senin dilinde konustugumda daha kolay oldugunu kesfettim sanki..
Mesela araba ve dut dut kelimeleri sana yabanci olmasina ragmen dutdutunu getir dedigimde aninda anladin beni ve gittin arabani getirdin. (Arabanin kornesi var ve basinca dut dut ses cikatriyor :p ) ..
 

 
 
Yasgununu kutlayacagiz kutlamayacagiz derken geldi gecti bile.. "ballenbak" cok meshur buralarda. Top havuzuda diyebiliriz. Gittigimiz bir restoranin cocuklar icin ayrilmis oyun bolumunde gorunce seni bahane edip daha cok biz oynadik toplarla : )

 










Filmlerde masanin baskosesine buyuk bir pasta, kucuk cocuk ortaya alinir, bir yaninda anne diger yaninda baba, aile, arkadaslar, her taraf balon ve susler.. Cocuk henuz mumlari sonduremediginden anneyle baba ufler ve alkislanirlar..  Her ne kadar "farkli" olmaya calissakta, o Yesilcam, Hollywood goruntulerini yasamak, hayatta hersey cok "farkli" ilerlerken o siradanliklarin tadi bam baska olabiliyormus.

Evi suslemedik biz, annemle babam, yengem ve kuzenlerle bir araya toplanip tikinmak icin bahane ariyormusuz gibi yedik ve senin sagligin icin ictik yuzbinmilyon baloncuklu icecekleri..

 
 

 
 
 

 
 
 
 

Eksikligini hissettigimiz ve mumkun olsaydi eger mutlaka burda olacak olanlari unutmayalim: dayin, Turkiyedeki dede & babane, hala ve amca..

Cok uzun bir zaman izole yasantimizdan sonra gelisinle yep yeni sicakliklar yasatiyorsun bize civcivim..
Kelimelerle anlatilamayacak kadar uzun bir yili, bir kac satir yazarak, kucuk hafizalarimiza bir ani olarak birakiyoruz. Gecen bir senenin ardindan, yorgun ama bir o kadarda umutluyduk. Sen sabit bir nokta, biz ise terafinda sana tutunarak, yonumuzu kaybetmeden senin sayende butunlugumuzu koruduk..Bozulmus morallere keyif, asIlmIs suratlara bir gulus verdin.. Yeni yasin kutlu olsun..


Sevgilerimle Baban :)


Gecen sene bu zamanlar neler yasadigimi hissettigimi Itir teyzenin blogunda anlatmaya calismistim. O zamanlar yuh bu kadar detayli anlatmaya gerak varmiydi diye dusunmustum ama iyiki o kadar detayli yazmisim. Tekrar yasadim o anlari..

Neyse 17 Ekim 2009 Cumartesi demisimki: 



Elma dersem cik, armut dersemde cik..

Pazartesi 5 ekim haftalik kontrolum vardi ve Ayhanla birlikte gittim aylardan beri ilk kez. Hersey normaldi, kalp atislari, insan yavrumuzun karnimdaki durusu falan. Tam hastaneden cikiyordukki hafif bi islaklik hissettim. Son zamanlarda cisimi kacirdigim cok oluyodu guldugumde (ki Ayhan bayiliyodu beni guldurmeye). Emin olamasamda bence altima kacirmamistim, ama aha suyum geldi diyecek kadarda yoktu. Neyse Ayhanin sayesinde geri donduk. Bana kalsa emin olmak icin eve gidip anlamaya calisirdim. Yataga musamba serip beni yatirdilar, orda oylece bi yarim saat falan beklettiler, sonra detayli bir ultrasondan suyumun azalmis oldugunu soylediler, o yuzden emin ben emin olamasamda suyumun geldigini ordan anladilar. Artik sadece bir kac gun kalmisti Bala sultanin gelmesine, persembeye kadar sancilarimin gelmesini beklediler. Her gun kontrole gittik, Balanin durumunun kontrolu icin. Suyum geldigi icin enfeksiyon kapma riski yuzunden eger persembeye kadar sancilarim baslamazsa suni sanci yardimi ile dogumu baslatacaklardi. Bu haberi anneme verir vermez kadin esyalarini topladigi gibi ayni aksam solugu bizde aldi : )

Sancilarim ha geldi ha gelecek derken nihayet carsamba aksami son kez cantamizi kontrol ettik. Sabah saat 7.15 te randevumuz vardi. Carsamba aksamina kadar cok rahatken artik saatler kala hic bir sekilde vaktimi geciremez oldum. Film, dizi, oyun, Aysuyla msnden sesli ile vakit oldurmeye calismama ragmen o gecen 9 ayi tekrar yasadim o birkac saat icersinde.

Sabah hafif bir kavhaltidan sonra hastanenin yolunu tuttuk. Hayalimde, Ayhan calisirken onu arayip sancilarim basladi diye onu panikletmek,yada gecenin bi vakti onu uyandirmak vardi. Acelece hastanenin yolunu tutarak o karmasayi yasamak vardi ama oyle olmadi.

Soylenen saatte resepsiyonda geldigimizi bildirdikten sonra bizi bir odaya aldilar. Herhangi bir odaya benziyordu, o filmlerde gordugum dogum yataklarinda olan bacaklarini koyabilecegin metal destekleri olmayan, herhangi bir yatakti iste. Artik bu odadan dogurduktan sonra cikacaktim.

Rutin kontrollerden sonra serum bagladilar, sancilari baslatacak olan ilaci oyle vereceklerdi. Gittigimizde 2 cm acilimim oldugu icin daha once anlattiklari islemlerin bir kismini atladilar ve direk ilaci vermeye basladilar saat 9 gibi. Her yarim saatte bir 1 kademe ilacin dozunu arttirdilar. Bunun yani sira gobegime bir elektrot yapistirdilar sancilari olcmek icin. Birde rahmin icine Balanin kafasina bir elektrot yapistirdilar onun kalp atislarini olcmek icin. Serumun etkisini ilk saatte hissetmedim, daha dogrusu son gunlerde hissettigim o karnimdaki hafif karisikligin disinda birsey yoktu. Serumun takilmasindan sonra anneminde gelmesiyle beni destekleyecek olan takim tamamlanmisti. Aslinda ileride Balanin ebesine kufur edildiginde ucu Aysuyada dokunacakti ama ne yazikki iptal edilemeyecek cok mohim randevu yuzunden Aysu gunun ilerleyen saatlerinde yanima gelebildi.

Birinci saatten sonra sancilari artik sanci olarak hissetmeye basladim. Her sancim geldiginde sanki cisim varmis gibi bir his yuzunden kendimi kasiyodum tutmak icin ama cok zordu bu. Hemsireler ve ebelere gore rahat birakmaliymisim kendimi. E kucuklugumden beri ben bilerek cisimi birakmadimki hic : )))) Gulme krizleri sonrasi kazalari saymiyorum tabi :p

Adini cis sandalyesi koydugum bir nesne getirdiler onume. Sol kolumda serum, sagimda ise sancilari ve kalp atislarini olcen aletlerin arasindan yataktan o sandalyeye surekli gecmek zor oldugu icin bir suremi o sandalyenin uzerinde gecirdim. Boylece tamamen gelen sancilara odaklanip ay cisim geldi tutmak zorundayim hissinde olmayacaktim. Sonradan anladim her sancim geldiginde suyumun geldigini.

Sancilarim daha siddetli gelmeye baslayinca sandalyede rahat edemeyip tekrar yataga gectim. (cokmu detayli yaziyorum ne.. neyse isterseniz orta kisimlari atlayip direk sonunu okuyabilirsiniz:p)..

O saate kadar gayet neseli, hatta herkesin dikkatini bile cekecek derecede kikirdeyip duruyorken aniden sancilarim artti. Her 1, 1bucuk dakikada bir sancilarim gelmeye basladi ve ben birinin ustesinden yeni gelmisken bir sonrakine atlayinca cok cabuk yuh bu nedire ulastim.
Daha once konusmustuk, eger sancilari kaldiramayacak dereceye gelirsem agri kesici alabilecektim. Iki cesit agri kesici varmis iclerinden secebilecegim. Biri epidural, onda tamamen sancilarin acisi yok oluyormus, digeri ise ust bacaktan verilen bir igne ile sancilarin agirligini hafifleten. Artik agri kesici istedigimi belirttikten sonra ebe igne yapti bana. Onun etkisi yaklasik 2 saat suruyormus. Agrilari hafifletmesinin yani sira kendimi sarhos gibi hissermisim. Igne yapilmadan evvel acilimimi kontrol ettiler ve 4 ila 5 cm arasindaymis.

Ignenin etkisini gosterip gostermedigini ve ne zaman bagladigini kesin olarak soyleyemiyorum cunku her yarim saatte dozu artirilan serumla sancilarim cok kisa surede git gide daha daha siddetleniyordu. Igneden sonraki ilk yarim saat guzeldi. O sarhoslukla sancilari bayagi iyi karsilayabiliyordum ve agrisida dayanilirdi. Ama ondan sonraki artislar o kadar ani ve o kadar hizli gelistiki igne sonrasi 1 saatten sonra artik bayilacak dereceye gelmistim ve ebeye resmen epidural istiyorum ben diye aglayarak haykirdigimi hatirliyorum. Kac cm acilimim oldugunu baktiktan sonra ne yapacaklarini karar vereceklerdiki aniden herkes basima toplandi. 10 cm e ulasmisim ve artik ikinmam gerekiyormus. 4 hemsire / ebe vardi. ikisi bacaklarimi tutmam icin bana yardimci olacakti, digeri ise bebegin gelisi icin karsimdaydi bir digeri ise bebegin gelisi icin hazirliklara baslamisti. Tum bunlari agir bir sarhosluk icinde yasadigim icin cok detay kacirdim sanirim, zaten etrafimda nelerin olup bittigini algilayacak enerjide kalmamisti.

Artik sancilarin sekli degismisti. Daha once hissettigim o cok agir acidan ziyade cok yogun ikinma hissi vardi. Ebeler o an bana gelen o sanciyi nasil karsilamam gerektigini anlattiklarindan sonra Ayhan arkama gecti cunku benim kafami kaldirmaya gucum yoktu. Onun beni yataktan hafif kaldirmasi sayesinde kalan tum gucumu ikinmaya vererek ikinmalara basladik. 3 cude kafasinin ciktigini ve orda kaldigini hissettim. Tek bir tane daha lazimdi. Son olmaliydi artik cunku o kadar halsiz ve yorgun dusmustumki. Var gucumle bir kez daha sanciyi karsiladiktan sonraNilin aglamasini duydum ve direk oldugu gibi onu gogsume koydular ve yuzunu sildiler. Daha sonra Ayhanla o ani konusurken cok garip bir hisse kapildigini ve tum yasamin gozlerinin onunden gectigini ve cok yogun duygular hissettigini soyledi. Ben.. o an ne hissettim anlatmak zor, sadece nefessiz kaldigimi biliyorum, aglama moduna girmedim ama bu sanki ondan daha "ustun" birseydi. Allah kendini gosterip mucizesini sergilemis gibi.

Gobek bagini kimin kesecegini sordular. Annemin kesmesini istedik Ayhanla. Yazik kadin dayanamamis son anlari, ve bir kosede beklemeye cekilmis. Elleri titriyordu gobegi keserken, buda cok keskin hatirladigim anlarimdan bir tanesiydi.

Sonra placentanin cikmasi icin gobegime biraz baski uyguladilar o cikti falan ama gogsumde Nil varken "asagida" nelerle ugrastiklarini algilayacak kadar genis kapsamli konsantre degildim. Nil'in "evini" (placenta) gosterdiler daha sonra ve bir suru dikis attilar. Bir suru diyorum cunku ciddi anlamda yirtilmalarim olmus, bu detaylari atliyorum. Ayhanda babanneleri ve daha bir cok haber bekleyenlere mujdeyi vermek ve sanirim azcikta soluklanmak icin odadan ayrildi. O arada Nil'i giydirdiler beni temizlediler. Biraz dinlenip kendimize geldikten sonra bizi baska bir kata aldilar. 8 ekim persembe 16.14 te Nil Sabah boylece aramiza katildi..

Yarmagul ablamizin aksine biz tamamen farkli bir sekilde actik gozlerimizi dunyaya. Bize tembel demelerine ragmen tam tamina 9 ay ve 10 le gayet vaktinde geldigimizi dusunuyoruz :))

2 gun hastanede kaldiktan sonra cumartesi ogleyin evimizin yolunu tuttuk. Sue hanimin bizim cimcimeyi nasil karsilayacagi bizim icin buyuk bir merakti. Nil in ilk o temizlenmeden once giydirildigi basligini eve yollamistim kokusuna alissin diye. Ayhan kolunda Nille girdi eve bense direk Sueya ilgi gosterip herzaman eve gelisimde yaptigim seyleri yaptim. Cok surmeden Ayhanin kollarinda yeni bir sey oldugunu kesfetti Sue. Basligi bulup Ayhanin onune birakti ve merakla kokladi Nil i. Ilk tanismalari cok iyi gecti, sadece urkek bir meraklilik vardi Sueyun uzerinde. Ondan sonraki gunler git gide meraki artti ve simdi hala ben Nili kucagima aldigimda gelip kokluyo ve ellerini yaliyo. Sonrasi icin birsey soylemek zor ama en azindan tanisma ve suana kadarki alisma suresi iyi geciyor.

Daha anlatmak istedigim cok sey var ama simdilik bu kadar olsun.
Tebrik eden herkese cok cok tesekkurler. Bir insan yavrusu daha dunyaya gozlerini acti..

O zamanlar dogum nasil olacak, basarabilecekmiyiz ve sezeryanla "normal dogum" arasinda git geller yasiyorduk. Bu denli detayli anlatmamin sebebide o galiba..
Tum o anlatilmayan zamanlarda merak, heyecan, biraz endise ve korku hakimdi. Aslinda bogusmamiz gereken bir cok sorun varken sen tam uzerimdeki  bulutlara delik actin. Her yer islanirken ben etkilenmeden izliyordum senin sayende.. Hala oyle aslinda.. Lutfen bu hic degismesin. Yillar sonra geri donup baktigimizda kaybetmemis olmak istiyorum bu duyguyu..


Onumuzdeki cuma ilk yasgunun.. Herseyde oldugu gibi kutlanip kutlanmayacagi muamma..
En azindan 3 kisi + 1 kucu kuculuk  minik bir kutlama garantisi var.

Aslinda senle henuz ayni bedendeyken istemistim senle yuzmeyi. Suya girince tepki verip vermeyecegini, merak ediyordum iste. O olmasada 2 hafta kadar once Ayhan, sen, ben, Yasin, Ugur ve kizarkadasi tatilparkina yuzmeye gittik hep birlikte. Sen ilk kez suya girdin kuvet ve minik havuz disinda. Ayaklarin ilk suya girdiginde biraz tedirgin oldun ama daha sonra cok hosuna gitti. Bebekler icin kum kosesi yapmislar, kumun ne oldugunu anlamaya calistin, sana biraz garip geldi. Seninle birlikte suyun icinde olmak harikaydi. Saatlerce hos vakit gecirdik eglendik..

Cektigimiz yuzme resimlerine gecmeden evvel once sunu anlatmam lazim tamamen aklimdan cikmisti cunku. Ayhan ne zamandir israr ediyordu su kizin saclarini keselimde keselim. Ama cok az sacin oldugu icin gerek duymuyordum ben. En sonunda israrlarina dayanamadim ve tamam olur dedim istemeye istemeye.. Kafani sifira tuttu ayhan ve boylece bebeklik/ cocukluk donemine ait ilk "utanabilecegin" resimlerine zemin hazirlamis olduk :)  Ayhanda slkLikla tamamen saclarini kesiyor, zaten ona cok benziyorsun simdi tamamen baba kiz oldunuz keltoslarim benim :)) Ilk sac tutamini sakladim. Yumusacik ipek saclarin gitti, ilk gunlerde biraz garip gelsede gozume simdi alistim. Hatta cokta yakisiyor bence, yuzun ap aydinlik oldu.
Simdi gelelim yuzme resimlerine;


Ben yokmuydum, vardim tabiki.. Ama o resimleri ayrica gosteririm :)

Yilin bu zamanlarinda apartmanin etrafindaki cimlerde mantarlar cikiyor. Sonbahari biraz olsun keyifli kilan az seylerden biri.. O cizgi filmlerde gordugumuz kirmizi renkli, beyaz benekli mantarlardan cikmis.


 kucak bebegi oldugun soylenemez pek..:)


5. disin cikmakta (duy bunu Itir teyzesi :p) Dislerini fircalamaya calisiyorum, komik buluyorsun bu "garip" olayi ve fircayi isirip birakmayarak oyun haline getiriyorsun...

Bu gunlerde pek bi annecisin (yipiiiiii).. Yani illaki sececeksen beni sec yoksa kiskanacagimi soylemistim zaten:)  Herkesle cok icli dislicin ama bazen damarin tutuyor ve illaki benim kucagima gelmek istiyorsun. Bu babanin yanindaykende gecerli.. Bununla birlikte "gitme" kavramini algilamaya basladin. Evden ayrilacagimi fark ettigin zaman basiyosun yaygarayi. Bye bye merasimi yapmamiz gerekiyormus cocuk doktoruna gore.. Beni camdan gordugunde aglamak bitiyor ve sevincle Bye bye yapiyorsun..

Aciktiginda yada yemek gordugunde "mama" diyorsun.. parmaklarini acip kapatarak Ge ge (gel gel) diyorsun. Bunu sana buyuk anane ogretti.. Baska nnneeeh (anne) ve  ba ba (baba) var soyledigin. Onun disinda bir suru sey soyluyosun ama onlari hala cozemedim..

Sue ile zaten sorunun yoktu ama git gide dahada kaynasiyorsunuz. Sue artik senin dokunmalarina tamamen alisti ve senden hic kacmiyor. Birlikte oyunlar oynuyorsunuz. O yatarken sen hatta kafasinda zipliyorsun, gobegine vurup vurup guluyosun ve o gikini bile cikartmiyor. Simdilerde sana onun adini soyletmeye calisiyorum ama henuz basaramadim.


Zaman acisindan Sue ile olan resimlerin daha once cekilmisti, saclarin kafalari karistirmasin son halin hala baban gibi kel :) Ama cok tatlisin boyle yauuuu





Bir varmis bir yokmus..

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, birbirinden çok uzakta, farklı ülkelerde yasayan iki masal kahramanı varmış. Her ikisi de birbirinden habersiz başladıkları masallarının 20ci yıllarının başında masalları kesişmiş ve böylece birbirlerinin masalında başrol oynamaya başlamışlar..

Masal bu, kotu karaktersiz masal olur mu. Bu iki gencin masalında rol oynayan kotu karakterin adi şanssızlık, büründüğü sekilse hayat şartlarıymış. Bu iki gencin peşini bir turlu bırakmazmış kotu karakter.. Hiç kotu biten ve kotu karakterlerin galip geldiği masal duydunuz mu?
İşte bu masaldaki kahramanlarda pes etmemişler, çalışmışlar çabalamışlar.. Aradan zaman geçmiş ve bir gün bu iki kahramanın hayatına minicik bir havhav girmiş. O günden itibaren iki kahraman içinde birbirlerinden aldıkları keyfin ve zevkin yanında bir keyif daha eklenmiş.
Masal ya, bu iki genç ve havhav az gitmişler uz gitmişler, dere tepe düz gitmişler.. Karşılarına çıkan kotu karakterle savaşları bazen çok çetin, bazense çok kolay geçermiş.. Hep galip gelmişler..
Yıllar geçmiş bu iki kahraman ve havhavlari basbayağı yuva yapmışlar.. Öyle ki, bu yuvaya birde minik kahraman gelivermiş. Bu minik kahramanın adini ise Nil koymuşlar..
Masal devam etmekte.. Bu Bloğun amacı, minik kahramanın maceralarını ve gelişimini kahramanların dili döndüğünce, bulabildikleri kelimelerle kaleme dökmek. Uzak mı uzak ülkede yasayan kahraman ailelerin miniki takip edebilmesi..
Minik kahraman, miniklikten çıktığında hoşuna gideceği küçük bir hatıra bırakmak..


Leylekin sepeti

Kim ne yazmis ?

Takilanlar