Yasin dayimiz dogdugunda sana ay seklinde muzik kutusu almis, mozart gibi klasik muzik caliyor ve yildiz seklinde isik saciyor. Bu oyuncagini yeni kesfettin ve cok ilgini cekiyor. Ona dikkatlice bakip anlamaya calisiyorsun. Kafani hafif yana egip isigini inceleyip dinliyosun. Arada sevinc cigliklari atip sonra yine pur dikkat dinlemeye devam ediyorsun. Dun bu cigliklarini ona dinletmek icin telefon ettik ama ben elime telefonu alinca sen sessizce beni izlemeyi tercih ettin. Haliyle dayimiza seni dinletemedik.
Tombilik sosis, findilik fistilik, babasinin kizi, kusum, kuzum, minik maymun,  sevgi bocugum, senin icin kullandigim sevgi poturcugu kelimelerden bazilari.


Bugun ilk kez seninle ben bicibici yaptim. Babamiz yanimizda bekledi ama mudahele etmesini gerektirecek bir durum olmadi. O tombik kollarin, bacaklarin.. Kopukler icinde cirpinarak suyun keyfini cikartmani izlemek ve orani burani minciklamak cok guzeldi. Ne yazikki suanki banyomuz cok kucuk o yuzden istedigim gibi hareket edip resimlerini alamiyorum ama bu goruntuleri unutmam herhalde.

Senin 20 li yaslarini dusunuyorum. Acaba o zaman hangi muziklerden hoslanacaksin, dunya nasil bir sekil almis olacak ve teknoloji ne derece gelismis olacak hayal etmeye calisiyorum. Sen 20, bense 50 olacagim. 50 lili yas suan bana cok uzak geliyor. Annemin gencligini dusunuyorum ve o zamandan bu zamana cok sey degismis. Annemin aklina gelirmiydi simdi cep telefonlari olacagi, goruntulu konusmalar, 3 boyutlu filmler, bilgisayar, internet..Hayal otesinde gelismeler cogu. Insan nasil hayal edemedigi seylerin olabilecegini dusunebilirki.

O zamani hayal edemiyorum, yasadigim sadece suan aslinda. Dunse geride kalmis sanki hic olmamis gibi. Suan sen bir bebeksin, ben acemi anne. Bu anne kelimeside bir garip aslinda. O kadar sey soylenmis bu kelime uzerine, duygular turkulenmis, kutsal bir yere getirilmis insanlar tarafindan. Bu yeni kimligimle kendimi daha farkli hissetmiyorum. Belkide kendimi daha farkli hissetmemi saglayacak olan sensin ve buda zamanla olacak birsey bilmiyorum. Yada annelerin cocuklari icin kullandiklari birsey bu anne kelimesi ve yuklenen anlam. Bir bebek sahibi olmak ve sorumlulugunu almak evet zor ve yorucu. En son ne zaman dinlenmis uyandim hatirlamiyorum. Bir kulagim sende olmadan rahatlayip uzandim ve kendime zaman ayirdim onuda hatirlamiyorum. Seni emzirmekte yorucu ve aci verici bazen. Ama bunlari dogal karsiliyorum. C'est la vie. Umarim asla ve asla sana kalkip "ben seni ne zorluklarla buyuttum biliyormusun" piskolojisine kapilip oyle davranmam sana.

Bugunlerden devam edeyim. Bu yillarda hosumuza giden seylerden bahsedeyim sana biraz. Babacikla ikimiz biraz asosyaliz diyebilirim. Oyle her onumuze gelenle anlasip kaynasamiyoruz. Hatta burda gorustugum aysu teyzen haricinde kimse yok diyebilirim. Baban icinde gecerli ayni sey. Daha cok birbirimizle vakit geciriyoruz. Sue kopusumuzle bol bol yuruyuslere cikiyoruz. Baban Turkiyedeki arkadaslariyla internet araciligiyla gorusup vakit geciriyor. Bense Internet sayesinde tanistigim arkadaslarimla vakit geciriyorum Itir teyzen gibi.

Ikimizde film hastasiyiz. Simdi aklima gelen, beni en cok etkileyen filmler arasinda Into the wild var. En son izledigimiz filmse Kanal-i-zasyon. Ben genelde romantik komedi, bilim kurgulardan hoslaniyorum. Aslinda slkl senaryosu olan her filmden hoslaniyorum korku haric. Babanin en sevdigi filmler arasinda Matrix var, kac kez izledi ve bikmadan tekrar tekrar izleyebilir o derece. Eminim yillar sonra Matrix filmini hatirliyormusun diye sordugunda sana sahne sahne anlatabilir, super hafizasi var onun. Aksiyon ve bilimkurgu genel hosuna giden tarzlardir. Bunlarin icinden Harry Potter, Lord of the Rings onun icin kalici filmler icinde. Avatar diye bir film cikmis. 400 milyon dolarlik maliyeti ile suana kadar yapilan en pahali filmmis. Bu gunlerde bunu izlemek istiyoruz babanla.

Bugunun muzikleri.. 50 yasina geldigimde ne dinlerim cok merak ediyorum..
Muzik konusunda resmen coplugum diyebilirim, o kadar cok tarzdan hoslaniyorumki. Hah evet tarz. Kim demiski suanki tarzlarla 20 yil sonraki tarzlar ayni olacak diye degilmi. Onlarida adlandirmak lazim:)
Muzik benim icin cok onemli. Hatta yakin zamana kadar sessizlige tahammulum yoktu. Illaki birseyler arka fondada olsa calmak zorundaydi.  New age, rock sevdigim tarzlardan bazilari. Benim icin cok ozel olan bir grup var, adi Vas, soyleyen kadin Azam Ali. Bu muzikleri saklarim herhalde. Dinletirim sanada :)
Benim annemin sevdigi muzikleri dinlerkenki tepkilerimi hatirliyorum bunlari yazarken :)
Anneannemiz Emel Sayin hastasi mesela, cok kotu bulmasamda, kadinin soyledigi parcalarda ben kendimi bulamiyorum hehehe. Neyse babamiz daha cok hafif ve eglenceli parcalari sever. Oyle cok ozel buldugu begendigi sanatcilar azinlikta. Zaten muzikte onun icin benim kadar onemli degil.

Photoshop kurcalamayi cok seviyorum. Bu yirmi yilin oncesindeki siyah beyaz tvleri ile kiyaslanabilirmi acaba :) Simdi kizim photoshop bu donemin bilgisayarinda olan grafik agirlikli bir program oluyor. Cekilen resimleri editleyebiliyor, kendin sifirdan seyler yapabiliyorsun.

Arabalar.. Babana sozum var. Olurda lotoyu falan kazanirsak ona Ferrari hediye edecegim. Yok babanin dedigine gore onun en sevdigi araba Bugattiymis dogru yazdigimdan bile emin degilim :)

Annemin dedigine gore onlar yeni evlendiginde ekmek 10 kurusmus. O zamanlar gulden vardi. Simdi 30 sene sonra bir ekmek 1,50 euro. Maaslarsa ortalama 1300 - 1500 arasi. 

Simdilik bugunlerden bu kadar.. Aklima geldikce anlatirim minik kusum. Halamizin sana aldigi cici berelerden biriyle noktalayalim bugunu.



0 yorum:

Bir varmis bir yokmus..

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, birbirinden çok uzakta, farklı ülkelerde yasayan iki masal kahramanı varmış. Her ikisi de birbirinden habersiz başladıkları masallarının 20ci yıllarının başında masalları kesişmiş ve böylece birbirlerinin masalında başrol oynamaya başlamışlar..

Masal bu, kotu karaktersiz masal olur mu. Bu iki gencin masalında rol oynayan kotu karakterin adi şanssızlık, büründüğü sekilse hayat şartlarıymış. Bu iki gencin peşini bir turlu bırakmazmış kotu karakter.. Hiç kotu biten ve kotu karakterlerin galip geldiği masal duydunuz mu?
İşte bu masaldaki kahramanlarda pes etmemişler, çalışmışlar çabalamışlar.. Aradan zaman geçmiş ve bir gün bu iki kahramanın hayatına minicik bir havhav girmiş. O günden itibaren iki kahraman içinde birbirlerinden aldıkları keyfin ve zevkin yanında bir keyif daha eklenmiş.
Masal ya, bu iki genç ve havhav az gitmişler uz gitmişler, dere tepe düz gitmişler.. Karşılarına çıkan kotu karakterle savaşları bazen çok çetin, bazense çok kolay geçermiş.. Hep galip gelmişler..
Yıllar geçmiş bu iki kahraman ve havhavlari basbayağı yuva yapmışlar.. Öyle ki, bu yuvaya birde minik kahraman gelivermiş. Bu minik kahramanın adini ise Nil koymuşlar..
Masal devam etmekte.. Bu Bloğun amacı, minik kahramanın maceralarını ve gelişimini kahramanların dili döndüğünce, bulabildikleri kelimelerle kaleme dökmek. Uzak mı uzak ülkede yasayan kahraman ailelerin miniki takip edebilmesi..
Minik kahraman, miniklikten çıktığında hoşuna gideceği küçük bir hatıra bırakmak..


Leylekin sepeti

Kim ne yazmis ?

Takilanlar